DİATOMLAR
Diatomlar; tek hücreli ve çok farklı şekilleri olan mikroskobik bir alg grubudur. Ne tam olarak bitkidirler, ne de tam olarak hayvandırlar.
Bu ufak canlılar, etrafımızdaki bir çok doğa olayının bir parçasıdır. Şöyle ki; Dünya oksijeninin büyük bölümünden bu küçük canlılar sorumludur.
Diatomlar, suyun olduğu her yerde, nemli bölgelerde veya topraklarda yaşayabilirler.
Gezegenimizde var olan oksijenin %30 civarını ormanlar sağlıyor olsa da, soluduğumuz havanın yaklaşık %50sini diatomların serbest bıraktığı oksijene borçluyuz.
Diatomlar, hızlıca ürüyerek çoğalırlar. Nüfusları kısa zamanda artar ve bu nüfus patlaması, denizlerde ve okyanuslarda ışığın farklı bir şekilde kırılarak görüntünün turkuaz rengine dönüşmesini sağlar.
Denizlerdeki bir çok canlının da besin kaynağıdır. Diatomlar ölmeye başladığında bedenleri deniz tabanına çöker. Sahra çölü; bir zamanlar deniz olan ve tabanı bu denizde yaşamış ölü diatom kabukları ile oluşmuş tortulara ait bir alandır.
Atmosferde oluşan doğa olayları ile bu diatomlar dünyanın çeşitli bölgelerine taşınır. Amazonlarda ölü diatom bedenleri bitkilerin büyümesinde önemli bir rol oynar.
Ülkemize kadar gelen bu diatomları; çamur yağmuru sandığımız ya da arabalarımızın üstünü kaplayan toz tabakasında hissedebiliriz.
Atmosferin sirkülasyonu sonucu oluşan bu toz taşınımından rahatsız olabiliriz. Ancak bu toz taşınımının hayatın devamlılığı için önemini anlamalıyız.
Dünyanın oksijen ihtiyacını tümüyle karşıladığını sandığımız ormanların, asıl oksijen üreten bu küçük canlılara fazlasıyla ihtiyacı var. Ekosistemin belki de en önemli parçası olan alglere çok şey borçluyuz.
