20. yüzyılın önde gelen psikiyatrlarından Viktor E. Frankl bu kitapta; İkinci Dünya Savaşı sırasında esir olduğu Nazi toplama kamplarındaki deneyimlerini ve Logoterapinin ilklerini tasvir etmiştir.
Dünyayı büyük bir hapishane olarak kavramamızı sağlayacak bir metafor niteliğinde olan bu kitap; Yaşamdan ne beklediğimizin önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediğini öğrenmemiz gerektiğini vurguluyor.
Logoterapiye göre bu yaşam anlamını 3 farklı yoldan keşfedebiliriz:
- Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak
- Bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek
- Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek
Kitaptan: …Bu dünyada iki insan ırkı olduğunu ; ”-soylu insan ırkı” ve ”-soysuz insan ırkı” öğrenebiliriz. Her ikisi de her yerde bulunur, toplumun her kesimine sızar. Hiçbir grup sadece soylu ya da sadece soysuz insanlardan oluşmaz. Bu anlamda hiçbir grup ”arı ırk ” değildir ve bu nedenledir ki bazen kamp gardiyanları arasında da soylu birisine rastlanabiliyordu.
” … Korkunun korkulan şeye yol açması gibi, zoraki bir niyet de zorla arzulanan şeyi olanaksız kılar.”

