AYNA AYNA SÖYLE BANA!…
İlk öğrendiğimiz repliklerden biri değil miydi bu ? Devamı da vardı ‘-benden güzel var mı bu dünya da ?’ Aynanın gerçekliği de: ‘-var’ diye yanıt verirdi. Kötü kalpli kraliçe de aldığı cevap karşısında sinirlenir, üstüne bide en güzelin üvey kızı olduğunu öğrendiğinde çılgına dönerdi. Şimdilerde de bu böyle değil mi ? En güzel olmak için, kendimizi güzelleştirmek için bakmıyor muyuz aynalara. Bir yarıştır, bir kaygıdır sarmadı mı? çoğumuzu…
Aynalar sığınılacak en güvenilir liman aslında ve bakmayı bildiğinde sen varsın sadece görüntüde gözlerinin içinde, yüzünün her çizgisinde; ruhun, yaşanmışlıkların, öğrendiklerin yansır sırlı- parlak yüzeye. ‘Aynalara küsmek’ vardır bir de, nasıl da yanlış bir cümle! İnsan hiç küser mi kendine? Aynaya bakmanın görüntüden ibaret olduğu öğretilmişse ve sadece süs için bakıyorsa küser elbet. Ama benliğine bakıyorsa insan, kendiyle paylaşıyorsa mutluluğu,ruhun acısını, başarı hazzının yüzüne yansımalarını görüyorsa bir bir , tanıyorsa kendini ve beğenmediğini düzeltmeye çabalıyorsa bakmalara doyamaz aynaya , sever her haliyle varlığını.
İnsanlar ‘bencillik’ der kendini sevmeye , asıl olan ‘öz değer’dir. Kişi kendini sevmezse,değer vermezse nasıl sever başkalarını.
Aynaya bakıp tanımazsan kendini, başkalarından görürsün suretini. Çevrene bak bir kere sana nasıl davranılıyorsa yansımalarındır hepsi. Bu yüzden sev aynaya bakmayı! Güzel olmak için de bakabilirsin tabiki ama önceliğin benliğine bakmak olmalı sanki.

