AŞK…
Aşk; nasıl güzel bir duygudur yaşamayı bilene, sevgisi gerçek olana, duasına taşıyıp dilinden düşürmeyene…
Bir aşk anlatayım size belki hepinizin bildiği tarzda, belki de kimsenin yaşayamadığı duyguda; ben bir aşk anlatayım size adını sonunda söylediğim, sizin ise istediğiniz ismi vereceğiniz.
Bir aşk ki o; ellerimi hiç bırakmayan, ne yaparsam yapayım sırt dönmeyen,’iyi günde kötü günde hastalıkta sağlıkta’ sözüne bir imzayla değil gönülden mühürlü olan. Bana olan sevgisine bir gün bile şüpheyle bakmadığım benimle ağlayan benimle gülen…
Bir aşk ki o; kavga edip evden çıkıp gitsem pencere önünde dönüşümü bekleyen, düşüncelerimi,davranışlarımı beğenmese de ‘hayır ben kendim yaşayıp göreceğim’ sözüme ses etmeyip; sonu olumsuz olduğunda ‘ben demiştim’ sözünü demekten vazgeçmeyen, olumlu olduğunda ‘e yani o daha mantıklıydı zaten’ diyerek kenara çekilen.
Bir aşk ki o; gözü benden başkasını görmeyen, ihanet nedir bilmeyen; gözleri ömür boyu huzurun en derin sıcaklığı, sarmaşan kolları dünyanın tüm dertlerini unutturup beni bir bebekmişim avuntusunda rahatlatan.
Bir aşk ki o; ‘iyi geceler’ demeden uyutmayan, ‘günaydın’ demeden uyandırmayan. Ben onu bildim bileli lokmasını benimle paylaşan, isteklerimi karşılamak için canından hayat veren. ‘Ben etrafa güvenmiyorum’ ‘Allah’a emanet, kendine dikkat et ‘ diyerek beni tüm kötülüklerden korumaya çalışan ve bir dertte gücü ne olursa olsun Dünyaları yerinden oynatan.
Bir aşk ki o; kolay kolay kırılmaz ama kırıldığında bir öpücükle gönlü alınan, beni öpmelere doyamayan. Hastalandığımda sabahlara kadar başımda durup sonunda kendi hasta olan.
Bir aşk ki o; kelimeler yetersiz, yazılacak-söylenecek söz dile dökülmekte yersiz yurtsuz kalır, duygular yetişemez hisleri devleştirmeye. ‘Anlatılmaz , yaşanır’ denir ya işte tam da öyle.
Siz bu aşka hangi ismi vermek istersiniz bilmiyorum ama ben ona ANNE diyorum. Başımdan, yanımdan hiç eksik olmasın istiyorum.

